22 Ekim 2009 Perşembe

son iki hafta

bitmek bilmeyen denetimler, kontroller, incelemeler, bütün bir yılı 15 güne sığdırma çabaları...

bütün bunların arasına biraz renk katmak lazım, rakamlar zaten yeterince sıkıcı ve siyah, biraz renk olmazsa hiç bitmeyecek gibi geliyordu, yarın son gün ve bitecek gidecek sadece şimdilik tabiki..

en bunaldığımız zamanlarda attık kendimizi üretime, inceledik dokunan kumaşları, dinledik makinaların seslerini, iplikler, renkler, döşemelik kumaşlar bulanmış beynimizi silkelediler biraz.




















iplikler vardı her yerde, devasa makaralar vardı, hani şu evde kullandıklarımızdan ama onların kaç yüz milyon katı büyüklükte olduklarını bilmediğim ve renklerine hayran kaldığım ipler ve makaralar, o makaralarla döşenen kumaşların bu kadar zevksiz olabileceğini ve bunların arap ülkelerinde kapış kapış gittiğini duyduğumda e biraz şaşırdım, yok mu hiç aralarında bana göre de bişeyler, karıştırmam lazım biraz....

bugün



İşler çok, denetim henüz bitmedi, ama çok az kaldı..

En azından ofisimde ve masamdayım artık, yine rakamlar, toplama, çarpma, bölme arasında olsamda.

Günün güzel tarafı Rihanna, bu hatunun sesi hep güzeldi de şarkılarının bu kadar güzel olduğunu bugün farkettim.

hep hoşuma gitmiştir zenci gırtlağından çıkan ses, seviyorum onların yaptığı müziği dinlemeyi ...

Russian Roulette ise günün favorisi oldu, bence müthiş..

20 Ekim 2009 Salı

uykusuz ve keyifli gece..


bütün bir hafta rakamlarla, denyelerle, polyesterlerle, ipliklerle geçince ve gelecek hafta da aynı şekilde devam edecek olunca, cuma gecesinin sessizliği ve keyfinin güzelliği hiç birşeye değişilmez..

evde herkes uyumuştur, güzel bir kitap ve digiturk 441. kanal eşlik eder geceye...

13 Ekim 2009 Salı

yeşil pedal

acayip güzel bir hava var, Lodos, bursada pek yabancı olunmayan bir durum, sevmem aslında bu havaları, insanı bir acayip yapar. yolda yürüyemem, bakamam, göremem, tuhaf bir sersemlik yapar hatta düşünemem bile bu havalarda.

ama biraz önce tüm bunlara inat ofisimizin arkasındaki parka gittim, kocaman ağaçların rüzgarda çıkardıkları sesleri dinledim çok iyi geldi, hiç bir şey düşünmedim, rüzgara ve güneşe bıraktım kendimi seslere kulak verdim sadece, kendime geldim...

hafta sonu güzel bir gün vardı yine, sevgili koca bey pedal çevirdi..

"suyumuzun, enerjimizin, çevremizin ve ülkemizin geleceği sizin ellerinizde"

sloganıyla sabah erkenden düştü yollara, kaslara kuvvet diyerek yaklaşık 25 km yolu pedal çevirerek katetti...

ee tabi eski gençlik olmayınca, yeterince antremanlı olmayınca, varış noktasına varılacakta oradan nasıl geri dönülecek düşünülmeye başlandı ve imdada anne - kız biz yetiştik, dedik alırız biz seni Mudanya'dan, o kadar yorulacaksın, mesaj vereceksin, biz uyurken sen pedal çevireceksin...

hava da güzel olunca ohh dedik misss...

yine bir deniz havası alındı, baba - kızın deniz ve taş keyfi izlendi, herşeyiyle iyi geliyor böyle uzun geçen hafta sonları, artık uykuyu da problem etmiyoruz, çünkü hafta sonları bütün düzen değişiyor nasıl olsa ve uykusu geldiğinde biraz inatçılık filan yapıp, daha fazla dayanamayıp kolumda filan sızıp kalıyor, o kadar nazı çekiyoruz bizde arkasından gelecek sakin bir kaç saat için.




















ve o birkaç saatlik sakin zamanlar başlayınca ne yapacağımızı şaşırıyoruz, çay içelim, sessiz bir yer bulalım, dondurma yiyelim, bak havada çok güzel deniz manzaralı bir magnum süper olur, ben biraz gazete okumak istiyorum, bir türk kahvesi de içelim, şşşttt sessiz olll.....






12 Ekim 2009 Pazartesi

hazırım..


hafta sonu dolu dolu geçti, yorgunluğun aynı zamanda dinlenmenin tadına dibine vuruldu,

planlar yapıldı, renkli kalemlerle listeler hazırlandı, arkadaşlarla görüşüldü, yeni bir haftanın bütün hazırlıkları yapıldı ve hafta başladı..

hazırım...