9 Şubat 2010 Salı

alev alev..


Alev alev yanıyorum
Buzlarım çözülüyor aşka
Gardım düşüyor, tutamıyorum
Korkuyorum bakışların çarpınca bana
...
...
Alev alev yandığım doğru
Küllerinden doğar mıyım sana doğru
Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum
Yerdeyim
Sendeyim
Al beni
NeYaparsanYap!..

F.D.

5 Şubat 2010 Cuma

arabamın lastikleri kabaktır...



kolay değil, yaklaşık 745 gündür devam eden bir birliktelik..

uzadıkça daha zorlaştı ayrılmak ikimiz içinde, ama ben yine kararı senin vereceğini, noktayı senin koyacağını biliyordum, yanıltmadın beni.

bu tarihi not düşmeli, benim için tahmin ettiğimden zor oldu kabul ediyorum çok alışmışım bu duruma, çok özleyeceğim o günleri eminim yine de beni çok zorlamadan uğraştırmadan uzun ve uykusuz gecelere sebep olmadan bittiği için teşekkür etmeliyim sana..




bugün cuma ve ofis bomboş, bazı arkadaşlar denetimde bazıları hasta falan filan derken bir baktım tek başıma kalmışım. cuma günleri sakin oluyor genelde, bu yalnızlık ve sakinlik hoşuma gitti, kahvemi yaptım sadece kendim için, penceremin önünde teşekküre gelen veya yine yiyecek bişeyler arayan :) bir sürü güvercin var ve ben onlara bakarak kahvemi yudumlayarak keyifli bir cuma günü geçiriyorum, yanında da çikolata var en sevdiğimden

"arabamın lastikleri kabaktır, en sevdiğim çikolata DAMAK'tır" :)))

aslında yapacak bir sürü işim var ama bugün boşverdim hepsini nasıl olsa hiç bitmiyorlar....

güzel ve hareketli bir hafta sonu olsun...

3 Şubat 2010 Çarşamba

kar,kuşlar ve ben..


14 şubat 2004

bursaya kar yağmaya başlıyor sabahtan, biz ofiste güzel manzarada kahve içiyoruz akşama olacaklardan habersiz..
iş çıkış saatinden yarım saat önce çıkıyorum çünkü biliyorum ki böyle havalarda bizim eve ulaşmak hep zordur, ilk 10 dk boş bir araç bulurum umudundayım, süre uzadıkça umudum azalmaya başlıyor çünkü ya hiç araç geçmiyor ya da geçenlerin hepsi dolu..
bekliyorum bekliyorum ve donuyorum, yürümeye karar veriyorum, ama ev çok uzak en yakın otobüs durağına gitmeye karar veriyorum. otobüs durağına vardığımda bekleyen en az 7-8 kişi daha var. birlikte beklemeye başlıyoruz ama beklenen otobüste gelmiyor..
o yıl evli değilim henüz ve sevgilim uzaklarda gelip beni kurtarma imkanı yok maalesef,

ama bir kurtarıcıya ihtiyacım olduğu kesin yoksa az sonra donacağım burada.

sonra metro istasyonuna yakın olduğum geliyor aklıma, metro ile ulaşabileceğim arkadaşımı arıyorum evde oldukları haberini alır almaz koşarak gidiyorum. ohh nihayet sıcak bir eve ulaşabileceğim yoksa ofise geri dönüp geceyi orada geçirmeye düşünmeye başlamıştım.

günlerden 14 şubat olunca, gidilen ev yeni evli arkadaşların evi olunca ve evli olarak kutlayacakları ilk sevgililer günü olunca ve benim sevgiliminde uzaklarda olduğu düşünülünce, bu gece için özellikle buraya gönderildiğimi düşünüyorum ilahi güçler tarafından :))

çok güzel bir gece geçiriyoruz beyazlar arasında, yani benim için güzel bir gece onlara da sormak lazım tabiiki :))

sabah iş aşkıyla yanan ben herkes uyurken evden çıkıyorum, geceden çok söylemişlerdi oysa ki hiç boşuna uğraşma gidemezsin bu havada diye..

ama yok ben inatla gideceğim, dün gece yeterince üşümemiş yollarda kalmamışım sanırım, biraz daha çekmem gerekiyormuş

dizlerime kadar karların arasından yürüyorum, benden önce hiç kimsenin geçmemiş olduğu yollardan metro istasyon durağına varıyorum nihayet ama berbat haldeyim sırılsıklam...

ve süpriz
metro çalışmıyor
kar nedeniyle seferler iptal

bu durumda benim ofise ulaşmam imkansız
çaresiz geri dönüyorum, ama geceleri benimle şenlenen arkadaşlarımı birde sabahın köründe uyandırmamak için bulduğum bir markete giriyorum, yaşlı bir amcayla birlikte ekmeklerin ve gazetelerin gelmesini bekliyoruz, bu sırada bize ikram edilen çayları içiyoruz...
bursada gördüğüm en çok kardır herhalde tam 3 gün eve ve işe gidemedim..

bugünde benzer havalardan biri var dışarıda, çok kar var ve aç kuşlar, kediler, köpekler..
sabah gelirken elimdeki simitin hepsini kuşlar yesinler diye muhtelif yerlere bıraktım, az öncede çıktım fırından aldım bişeyler ve pencere kenarlarına bıraktım hepsini
anında gelip alıyorlar, birazdan gidip tekrar alacağım bişeyler yine bırakacağım
kar güzel her haliyle ama sadece sıcaktaysak ya da biraz sonra ısınacaksak...


görüntüler 2004 yılından, bursanın en işlek caddelerinden biri Stadyum Caddesinden...




2 Şubat 2010 Salı

ocak ayında olunca doğum günü...


aslında doğum gününü tam gününde kutlamayı seviyorum, yine gününde küçük bir kutlama yaptık ama şehir dışından gelmek isteyen arkadaşlarımız ve benim iş yoğunluğum nedeniyle asıl kutlamayı cumartesi gününe erteledik.
meteoroloji sürekli uyarı yapıyordu gelecek olan karla ilgili ve ben sürekli meteorolojinin sitesinden kontrol ediyordum hava durumunu, yoğun kar yağışı diyordu cuma ve cumartesi için.
cuma günü kar yağdı ve ben ohh dedim yoğun kar yağışı bu kadarsa tamam problem yok, ama o gün istanbuldaki arkadaşlarımız aradılar ve oradaki havanın ne kadar kötü olduğundan, cumartesi daha da kötü olacağından bahsettiler. dolayısıyla onların bursaya gelmesi başka bir bahara kaldı ama bizim partimsi kutlama yine cumartesi gününde..

cumartesi sabahı uyandık ve ben yine bir ohh dedim, çünkü kar yağıyordu ama yağmur gibi..

ben hazırlıklara başladım, kahvaltı evi toparlamak filan derken dışarıya hiç bakmadım bir daha, telefon çalana kadar, dışarıdaki kardan ancak o telefondan sonra haberdar oldum ve pencereden baktığımda şok oldum resmen..
kar yağıyordu hemde nasıl...

gördüğüm manzara ile birlikte bütün parti hevesim kaçtı çünkü hiç kimsenin gelemeyeceğini tahmin edebiliyordum..

uzun bir süre somurtarak oturdum, planlarda küçücük bir değişiklik hemen yerlerde gezinmesine neden olur moralimin, tam o durumdayken beni kendime getiren yine kardeşimin telefonu oldu. partinin baş kahramanın evde olduğunu ve partinin sebebinin Dilâ olduğunu hatırlatan küçük bir konuşma yaptı ve ben son sürat yine hazırlıklara başladım...

ee ocak ayında doğum günü olunca alışmak lazım böyle karlı günlerde kutlamaya, o yüzden ne yapmak lazımmış planlamayı en başından yapmak lazımmış, şöyle temmuz ağustos aylarına denk getirmek lazımmış doğum gününü :))

siparişlerin bir kısmını iptal etmek zorunda kaldım çok kalabalık olamayacağımız için...
yine de çok sevdiklerimiz ve en yakınlarımla 15 kişi filandık, hatta gece yoğun kar yağışı nedeniyle evlerine dönemeyen arkadaşlarımızla birlikte partiyi pazar gününe kadar uzattık..

parti oldu, güzelde oldu, parti kızı çok eğlendi, en çok mum üfleme ve pasta kesme kısmında mutlu oldu..

işte küçük detaylar...









1 Şubat 2010 Pazartesi

bugünün notu

uzun zaman oldu yine
bu arada karlı ve karlı olduğu için daha az kalabalık bir doğum günü partisi, bir kaç ufak kutlama, sohbet, muhabbet, küpe takma macerası, kar, bol yemek, Avatar, ufak hastalıklar vardı ama bunlardan hemen önce unutmamak için bugünün notu
sabah saat 08:00 ve dün gece uyumamak için direnen miniğin sabah uyunmakta zorlanan durumları

bir türlü ayılamıyor, gözlerini açamıyor ve yataktan kalkamıyor

hadi annecim diyorum bak ben giyindim işe gideceğim, seni de nene'ne götüreceğim uyan artık

arkasını dönüyor yine yatakta ve gözler kapanıyor

sonra aklına ne geliyorsa tekrar bana dönüyor ve

"anne tamam uyandım, sonra sen işe gidersen, ben nene'me yalnız başıma gidemem ki"
Dilâ : 2 yaş 10 gün...
nene: annem, özel isteği sonucunda Dilâ nene diyor anneme, eskiden kalan bir isteğiymiş annemin..