irade sıfır
dolaptaki pasta sıfır
benim moral sıfır
damak tadı 10....
20 Nisan 2010 Salı
19 Nisan 2010 Pazartesi
meslek seçimi
15 Nisan 2010 Perşembe
ben ona resmen......
Hem ilk hem sonmuş gibi
En güzeli oymuş gibi
Bunca yıl beklemiş gibi
Beklediğime değmiş gibi
Ben ona resmen
AŞIĞIIMMMMMMMMMMMMMMMMM…
Bugün doğum günü canım kocamın
hayatıma kattığı bütün renkler için
mutlu bir aile olduğumuz için
fotokopisi bir minik için
o miniğe süper bir baba olduğu için
her akşam yaptığı süper salatalar için
spor aşkı için
her anımda yanımda olduğunu bildiğim için
dalgalı saçları için
kara gözleri için
ayakkabı tutkusu için
müzik zevki için
siyah t-shirtleri için
bitmek bilmeyen teknoloji merakı için
.
.
.
.
.
en önemlisi
sevgi dolu bir yüreğe sahip olduğu için
Şeytanla bir olmuş gibi
“Küt!” diye gidecek gibi
Her yöne sapacak
Ne yap desen yapacak gibi
Ben ona resmen aşığım
İYİ Kİ YAPMIŞIM...
12 Nisan 2010 Pazartesi
ateş-simit
ilk defa bu kadar yüksek ateş gördük
ilk defa bu kadar uzun süre uyuduk
ilk defa bu kadar uzun süre keyifsizdik
biraz gelince kendimize mecburi ihtiyaçlar için çıktık
bir kuru simitle günü bitirdik
rahatsızlık vermeye başladılar
bu hafta yoğunum
işlerle boğuşuyorum...
8 Nisan 2010 Perşembe
hangisi..
Kahve ile aramda özel bir ilişki var, onsuz güne başlayamam, onsuz günü bitiremem.
İş yerinde ve evde kullanmak için fincanlarım vardır, onlardan başka fincanlarla içmem kahvemi, o fincanları bulaşık makinesine bile koymam çoğu zaman. Aradığım her an elimin altında olmaları gerekir çünkü. Genellikle içlerinde kahve vardır, boş görmek pek mümkün değildir. Aa bu kahve soğudu artık içememem demem, sıcak tercihimdir ama soğuk da olsa mutlaka dibini görmem gerekir fincanın.
Bazı sabahlar elimde kahve fincanıyla arabaya inerim, yol boyunca hem içer hem giderim, arka koltuktaki fincanları görünce eşim deliriyor ama yapacak bişey yok bu bir bağımlılık :)
Mutlaka kahve içmek için sebebim vardır, saat kaç olursa olsun yeter ki o anda kokusu gelsin burnuma kalkar yapar ve içerim.
Ama bu sabah farklı, bu sabah uyandım ofise geldim pencerenin önünde yolu ve yağmuru seyrettim ama canım kahve içmek istemedi.
İş yerinde ve evde kullanmak için fincanlarım vardır, onlardan başka fincanlarla içmem kahvemi, o fincanları bulaşık makinesine bile koymam çoğu zaman. Aradığım her an elimin altında olmaları gerekir çünkü. Genellikle içlerinde kahve vardır, boş görmek pek mümkün değildir. Aa bu kahve soğudu artık içememem demem, sıcak tercihimdir ama soğuk da olsa mutlaka dibini görmem gerekir fincanın.
Şekersiz içerim kahvemi başka türlüsünü düşünemiyorum bile, dışarıda kahve içmek için belli mekânlarım vardır onların dışındaki yerlerde asla kahve içmem.
Bazı sabahlar elimde kahve fincanıyla arabaya inerim, yol boyunca hem içer hem giderim, arka koltuktaki fincanları görünce eşim deliriyor ama yapacak bişey yok bu bir bağımlılık :)
Mutlaka kahve içmek için sebebim vardır, saat kaç olursa olsun yeter ki o anda kokusu gelsin burnuma kalkar yapar ve içerim.
Uyku problemim olmadığı için çok dert etmiyorum geç saatte içilen kahveyi, tek derdim selülit :(((
Onu da yaz yaklaşırken kremlerle masajlarla halletmeye çalışıyorum ama ben kahve içmeye devam ettikçe onlarda artmaya devam ediyorlar :((
Onu da yaz yaklaşırken kremlerle masajlarla halletmeye çalışıyorum ama ben kahve içmeye devam ettikçe onlarda artmaya devam ediyorlar :((
Ama bu sabah farklı, bu sabah uyandım ofise geldim pencerenin önünde yolu ve yağmuru seyrettim ama canım kahve içmek istemedi.
Şu anda bu yazıyı yazarken kahve içiyor olsam da, şu anda aslında evde olmak istiyorum, pencerenin önündeki koltukta yağmuru izlemek, dizlerimde bir battaniye ile kremalı domates çorbası içmek istiyorum…

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







