hesaplar yaparız sonumuzu bilemeden
dünyalar kurarız dengimizi bulamadan
acılar çekeriz hesabını soramadan
yeminler ederiz
tutamadan çeker gideriz....
bir haftadır dinlediğim albüm, uzun zamandır beklediğim ..
kadere inat insanoğlu hayal kurmaya
yazgım değişir diye inanmaya devam edermiş.....
bana eski günleri hatırlatıyor, çok eski....
24 Aralık 2009 Perşembe
15 Aralık 2009 Salı
saklambaç

Dün eski çantalarımı temizleme, elden geçirme çalışması yaparken bir tanesinin içinde hamileyken yazdığım bir mektup buldum. Dila’ya yazmışım, 30 haftalık hamileymişim ve o gün doktor kontrolüne gitmişiz heyecanla. Kız kardeşimde (sanki başka kardeşim varmış gibi) bizimle birlikte gelmiş o gün. Ultrasonda görmeye çalışmışız ama uyuduğu için bize pek yüz vermemiş küçük cadı. Daha bir sürü detay o güne dair, o kadar hoşuma gitti ki birden o günlere gittim, unuttuğum bir sürü detay vardı o günlere dair, keşke dedim daha önce başlasaymışım yazmaya atlamasaymışım hiçbir şeyi, gerçi biriktirdiğim bir sürü şey var ama yine de hep eksik kalmış gibi hissediyorum..
Mesela düşündüm düşündüm bulamadım, hamileyken o kadar dikkat ediyordum yediğim içtiğim her şeye, acaba sabahları evden çıkmadan önce kahvaltı yapıyor muydum? Bir türlü hatırlayamadım, şimdi mutfağa çıkıp bir bardak su içmeye vaktim olmuyor koşuşturmaktan acaba o rahat günlerde kendime güzel bir kahvaltı hazırlayıp sabah haberlerini izlerken kahvaltımı yapıp öyle mi çıkıyordum yola, ya da akşamları eve geldiğimde ayaklarımı uzatıp doya doya keyfini çıkardım mı acaba??
Eskiden de günlük tutardım, pek günlük olmazdı ama kendimce önemli hissettiğim her şeyi yazardım, akşamları odama çekilip yazdığım anlar iyi gelirdi bana. Uzun uzun, detaylı detaylı anlatırdım her şeyi, hala durur o ajandalar, hayatımın dönemeçleri saklı içlerinde. Benim hafıza biraz zayıf bu konularda, eski bir arkadaşla konuşurken o anlatır ben dinlerim eskileri “hadi yaa öyle mi olmuştu” “ayy evet şimdi hatırladım” cümlelerini bol bol kullanırım.
Gittiğim gezdiğim yerleri de unuturum hep, ailede herkes her ayrıntıyı hatırlar, yediğimiz yemeğe kadar, ben kaldığımız otelleri bile hatırlamam çoğu zaman, iyi ki fotoğraflar var yoksa geçmiş benden çoktan gitmiş olacak..
Bir yerden tutmam lazım, gitmesine izin vermemem lazım çünkü belki de hayatımın en önemli anlarını, günlerini yaşıyorum, bir çocuğum daha olmayacak büyük ihtimalle, o yüzden her detayı saklamak her şeyi yastık altı yapmak istiyorum hayatıma dair, keşke beynimde bir fotoğraf albümü olsaydı diyorum bazen, tarih gireyim ve o tarihe ait fotoğraflar bilgilerle birlikte gelsin gözümün önüne, iyi fikir bence…
O yüzden bir şeyler yazmak istiyorum, sadece karalamak bile olsa, dönüp baktığımda bana bu günleri hatırlatacak birkaç satır olsun istiyorum, kök salmak istiyorum...
Mesela düşündüm düşündüm bulamadım, hamileyken o kadar dikkat ediyordum yediğim içtiğim her şeye, acaba sabahları evden çıkmadan önce kahvaltı yapıyor muydum? Bir türlü hatırlayamadım, şimdi mutfağa çıkıp bir bardak su içmeye vaktim olmuyor koşuşturmaktan acaba o rahat günlerde kendime güzel bir kahvaltı hazırlayıp sabah haberlerini izlerken kahvaltımı yapıp öyle mi çıkıyordum yola, ya da akşamları eve geldiğimde ayaklarımı uzatıp doya doya keyfini çıkardım mı acaba??
Eskiden de günlük tutardım, pek günlük olmazdı ama kendimce önemli hissettiğim her şeyi yazardım, akşamları odama çekilip yazdığım anlar iyi gelirdi bana. Uzun uzun, detaylı detaylı anlatırdım her şeyi, hala durur o ajandalar, hayatımın dönemeçleri saklı içlerinde. Benim hafıza biraz zayıf bu konularda, eski bir arkadaşla konuşurken o anlatır ben dinlerim eskileri “hadi yaa öyle mi olmuştu” “ayy evet şimdi hatırladım” cümlelerini bol bol kullanırım.
Gittiğim gezdiğim yerleri de unuturum hep, ailede herkes her ayrıntıyı hatırlar, yediğimiz yemeğe kadar, ben kaldığımız otelleri bile hatırlamam çoğu zaman, iyi ki fotoğraflar var yoksa geçmiş benden çoktan gitmiş olacak..
Bir yerden tutmam lazım, gitmesine izin vermemem lazım çünkü belki de hayatımın en önemli anlarını, günlerini yaşıyorum, bir çocuğum daha olmayacak büyük ihtimalle, o yüzden her detayı saklamak her şeyi yastık altı yapmak istiyorum hayatıma dair, keşke beynimde bir fotoğraf albümü olsaydı diyorum bazen, tarih gireyim ve o tarihe ait fotoğraflar bilgilerle birlikte gelsin gözümün önüne, iyi fikir bence…
O yüzden bir şeyler yazmak istiyorum, sadece karalamak bile olsa, dönüp baktığımda bana bu günleri hatırlatacak birkaç satır olsun istiyorum, kök salmak istiyorum...
14 Aralık 2009 Pazartesi
yeni hafta
Bu sabah uyanır uyanmaz balkon kapısını açtım ve buzz gibi hava doldu içeriye..
İşte Aralık ayı bu dedim
Soğuk hava alt kattaki odalara ulaşmasın, uykudan henüz uyanmamış kuzuyu üşütmesin diye tadını pek çıkaramadım,
Hızlıca giyindim hazırlandım ve öpücüklerle birazda zorla da olsa Dila’yı uyandırdım, bir insan gözünü açtığı gibi bu kadar mı enerjik olur. Bazı günler saatlerce ayılamaz uyku durumundan, gözünü bir türlü açamaz, bazı günlerde tam tersi, daha gözünü açar açmaz atıyor kendini yataktan dışarıya
Bu sabahta onlardan biriydi, gözünü açar açmaz kolye, ruj, toka diye sayıklamaya başladı, gördü tabi ben hazırlanmışım işe gitmek için, aynılarından onda da olmalı mutlaka, ona uygun olanlarıyla tamamladık isteklerini mutlu mesut çıktık evden
Otopark karanlık ve yine soğuk, bindik arabaya, daha araba çalışır çalışmaz “benim şarkımı aç” nameleri başladı
Şarkı başladı ve yola çıktık
Yol kısa annemler ile aynı cadde üzerinde oturduğumuz için neredeyse 2 dk içinde daha şarkı yarısına gelmeden yol bitmişti
Hafta içi mesaisi için Dila’yı mekana teslim ettim, daha apartmana girer girmez başlıyor dedeee dedeee çığlıkları atmaya, ikisinin arasındaki aşk gözle görünür cinsten…
İndim tekrar aşağıya ve dedim araba sen dur burada akşama görüşürüz, yürüyeceğim bugün
Üzerimdeki mont kışa uygun değil, arabaya uygun
Ama ben kararlı, çıktık yola
Buzzzz gibi hava ve hafif güneş
Nasıl güzel geldi sabah sabah
İçime çektim ikisini de
Hava dondurdu resmen ama kısacıkta olsa sabah yürüyüşü bu kadar mı iyi gelir
Yeni haftaya bu kadar mı güzel ve dinç başlanır
Bıırrrrr bazen seviyorum üşümeyi…..
İşte Aralık ayı bu dedim
Soğuk hava alt kattaki odalara ulaşmasın, uykudan henüz uyanmamış kuzuyu üşütmesin diye tadını pek çıkaramadım,
Hızlıca giyindim hazırlandım ve öpücüklerle birazda zorla da olsa Dila’yı uyandırdım, bir insan gözünü açtığı gibi bu kadar mı enerjik olur. Bazı günler saatlerce ayılamaz uyku durumundan, gözünü bir türlü açamaz, bazı günlerde tam tersi, daha gözünü açar açmaz atıyor kendini yataktan dışarıya
Bu sabahta onlardan biriydi, gözünü açar açmaz kolye, ruj, toka diye sayıklamaya başladı, gördü tabi ben hazırlanmışım işe gitmek için, aynılarından onda da olmalı mutlaka, ona uygun olanlarıyla tamamladık isteklerini mutlu mesut çıktık evden
Otopark karanlık ve yine soğuk, bindik arabaya, daha araba çalışır çalışmaz “benim şarkımı aç” nameleri başladı
Şarkı başladı ve yola çıktık
Yol kısa annemler ile aynı cadde üzerinde oturduğumuz için neredeyse 2 dk içinde daha şarkı yarısına gelmeden yol bitmişti
Hafta içi mesaisi için Dila’yı mekana teslim ettim, daha apartmana girer girmez başlıyor dedeee dedeee çığlıkları atmaya, ikisinin arasındaki aşk gözle görünür cinsten…
İndim tekrar aşağıya ve dedim araba sen dur burada akşama görüşürüz, yürüyeceğim bugün
Üzerimdeki mont kışa uygun değil, arabaya uygun
Ama ben kararlı, çıktık yola
Buzzzz gibi hava ve hafif güneş
Nasıl güzel geldi sabah sabah
İçime çektim ikisini de
Hava dondurdu resmen ama kısacıkta olsa sabah yürüyüşü bu kadar mı iyi gelir
Yeni haftaya bu kadar mı güzel ve dinç başlanır
Bıırrrrr bazen seviyorum üşümeyi…..
7 Aralık 2009 Pazartesi
bi şeyler...
Değişik bir şey yok, bol kahve var, keyif var, gülümsemek istersek eğer çok sebep var, ama yok eğer sıkkınsa canımız ya da hava biraz kapalıysa surat asmak içinde çok sebep var..
Öyle böyle geçiyor günler, ofisteki günler sıkıcı ve durgun, evdekiler ise tam tersine bol hareketli, danslı, müzikli..
Tüm bunların arasında yine de sıkıcı bi şeyler var, yazma isteğim yok, belki de hiç bir şey yapma isteğim yok, ama bol bol “hiç bir şeye yetişemiyorum” lafım var..
Evet yetişemiyorum, yetişmek istediklerim mi beni aşıyor, ben mi çok yavaş kalıyorum bilmiyorum ama sanki hep bir şeyler eksik kalıyormuş hissi var…
Var işte bişeyler, hani hiç bir şey yokken, illa bişeyler bulan tipler vardır ya onlardan mıyım acaba, bu durgunluk sıkıntı veriyor bana…
Kokular var hayatımda ve hatıralar..
“Parfümün Dansı” kitabını bir daha okuyasım var, hemen bu akşam başlamalıyım..
Limonlu kek kokusu var mesela, hatırlattığı kişinin şen kahkalarıyla…
“Polo sport” kokusu var, özlenen bir dostu hatırlatan…
Toparlanmayan düşünceler, yazınca hiç bir şeye benzemeyen planlar
Aa unutmadan bir de bu aralar alışveriş yapma isteği var acayip boyutlarda
Özellikle, ayakkabı, çanta ve kemer takıntısı var
Sürekli kendimi internet sitelerinde bunların arasında buluyorum, yılbaşı yaklaşırken bir sürü hediye alasım var, beni çağırıyor rengarenk süslenmiş mağazalar, bayılıyorum yılbaşı alışverişine..
Çam ağacını durduğu kutudan çıkarmak ve bu sene çok daha keyifli olacağını düşündüğüm süsleme işi var aklımda..
Aralık ayı yavaş geç, yapacak çok şey var….
19 Kasım 2009 Perşembe
oyuncu
Bi oyun var facebook’ta oynuyorum, bi işe yaradığı yok aslında bejeweled diye bir oyun, aynı renkte olanları patlatıyorsun gibi bir mantığı ve de bir süresi var, 1 dk içinde alıyorsun puanları,Taktım bu aralar sürekli oynuyorum, alıyorum puanları mutlu mesut genelde birinci olarak kapatıyor(d)um haftayı, her hafta puanlar sıfırlanıyor.
Facede bir arkadaş çok severim kendisini (?) o da başlamış oynamaya, ama hatun benden yüksek puan yapıyor ve beni delirtiyor, çıldırtıyor
Bir türlü rahat edemiyorum onun puanını gördükçe, oyunu bir türlü kapatamıyorum bi kere daha, bi kere daha, kesin bu sefer geçeceğim diye diye başından kalkamıyorum,
Gece uykusuzluk filan umurumda değil, bütün gün zaten bilgisayar başında oturmuşum o da umurumda değil, evde herkes uyuduktan sonra oturuyorum oyunun başına ve kalkamıyorum bir türlü..
Yok geçemiyorum geçemiyorum, hani sevdiğim bir tip olsa oynayan şahıs çok umursamayacağım ama kıza zaten kılım, bir de oyunda benden yüksek puan alması beni sinirrr ediyor..
Ya bileğim felç olacak oyunu oynamaktan, ya kızı sileceğim durup dururken listemden (hehehehe aynı zamanda akrabam oluyor o yüzden biraz zor)
ya da sürekli gözümün önünden aynı şekillerin geçmesinden tırlatacağım yakında
çok vakit kaybetmeden dönüyorum oyunun başına hemennnn...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
