5 Mart 2010 Cuma

ikibinbeş

2001-kasım

sürekli çalıştığım, iş dışında pek birşey yapmadığım günlerdi, kötü günlerden sonra kendimi çalışarak iyi hissediyordum ve geç saatlere kadar ofiste kalıyordum..
.
yine o akşamlardan birinde patronum bir dil kursuna gitmemi teklif etti, olurr dedim zaten benimde aklımda ama sürekli erteliyordum araştırırım bir ara diyerek geçiştirdim.
.
fakat o akşam için ısrarlıydı, benim bildiğim var bir tane hadi gel seni bırakayım sorarsın bu akşam dedi, çok hevesli olmayarak ama bu kadar ısrara karşı gelemeyerek kendimi dil kursunun kapısının önünde buldum.
.
kayıt bürosuna çıktım ve iki gün önce derslere başladıklarını öğrendim; yeni dönemin ne zaman başlayacağını sordum, ama oradaki görevli bey hemen deneme sınavına girerek başlamış olan dönem için kaydımı yapabileceğini söyledi.
.
gerekli evrakları doldurdum ve testleri çözmeye başladım çok fazla ilgilenmeden acelece doldurup teslim ettim, elinde cevap anahtarıyla test sorularını kontrol eden görevli 2 tane daha soruyu doğru cevaplasaydım bir üst kurdan başlayabileceğimi, 2 soru yüzünden bir alt kurdan başlamam gerektiğini söyledi, benim için problem olmadığını hatta daha iyi bile olur tekrar etmiş olurum dediğimde, yok hayır sen bu akşam git yarın tekrar gel ve yeterli soruyu doğru yapıp doğru kurdan başla dedi. yok dedim istemiyorum ben başlarım bir alt kurdan daha iyi benim için ama yine karşımda bu akşam benden daha inatçı ikinci insan vardı. mecbur kabul ettim.
.
ertesi gün verdiği sorulara tekrar cevaplar verdim ve kontrol sonrasında sırıtarak bir üst kurdan başlayacağım müjdesini (!) duydum ve yeni sınıfımda ingilizcemi geliştirmek için yerimi aldım.
.
işte bu sayede tanıştık biz, o akşam kursun kapısına zorla bırakılmasaydım ya da yeterli soruyu yanıtlayamadım diye bir alt kurdan başlasaydım büyük ihtimalle hiç tanışamayacaktık, tesadüflere inanırım, bazen zorla da olsa hayata bazı şeylerin yön verdiğine çok şahit oldum, ama o günlerde sana benzeyen bir kızım olacağını tahmin bile edemezdim, şimde o günleri düşünmek gülümsetiyor beni...
.
bugün evliliğimizin 5. yılını kutluyoruz, ilk defa ayrı ve uzakta kutluyoruz (bkn:runtalya 2010) umarım bundan sonrakilerde hep birlikte kutlarız çünkü böyle hiççç keyif vermeyecek...
hayatımın en önemli virajı, iyi ki bu hayat yolculuğana birlikte çıkmışız...


Bu sabah yalnız uyandım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Tanıdık kokular yok
Sensiz olmaz
Kahvaltım anlamsızdı
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
İlk sigaram bile tatsızdı
Sensiz olmaz
Anlaşılan alışmışım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Bir verdiysem iki almışım
Sensiz olmaz
Aşk bir dengesizlik işi
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Dengeye dönüşen bir sevgi
Sensiz olmaz
Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım
Yalnızlık zor, sokaklar çıkmaz
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Hep tekdüze, herşey dümdüz
Sensiz olmaz
Anlamak çözmeye yetmez
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Biraz telaşlı, huzursuz
Sensiz olmaz
Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım
Gece gelmiş, yatağım boş
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Sen uzaktasın, ben uzanmış
Sensiz olmaz
Anlamak çözmeye yetmez
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Biraz telaşlı, biraz huzursuz
Sensiz olmaz
Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım

4 Mart 2010 Perşembe

evde bahar havası


bahar geldi diye bu kıpırdanma sanırım, canım işe gelmek istemiyor, sürekli sokaklarda gezesim var, kızımla ve kocamla el ele caddelerde yürüyesim var..

bunlar hafta içi yapamadıklarım, bir de hafta içi yapabildiklerim var

evde sürekli bişeyler değiştirmek

bazen küçücük yeni bir şey, bazen sadece bir eşyanın yerini değiştirmek, bazen yatak odasını diğer odaya taşımayı düşünmek (ikna çalışmaları devam ediyor), bazen iki ayakkabı kutusu kaplamak kırmızı renkli kağıtla ama mutlaka baharı çağrıştıracak bişeyler yapmak istiyorum evde.

güzel fikirler var aklımda yavaş yavaş uygulamaya geçireceğim ki bahar eve de gelsin....

2 Mart 2010 Salı

kitap-bahar


bugün öğle arasında kitap fuarına kaçtım, hızlandırılmış bir tur yaptık..
aradığım bir sürü şeyi bulamadım, bu yıl sevemedim fuarı, bir defa daha gideceğim ayarlayabilirsem geniş bir zamanda.
en çok Dilâ'ya kitap aldım, en çok o standların başında vakit geçirdim ve kızıma kitap bakıyorum dedim sırıtarak..
tübitak yayınlarında takıldım en çok, pek tutturamasamda yaş aralığını fotoğraflarını sever diye aldım yine de bişeyler.
ve bugün yazın dışarıda dolaştıktan sonra apartmana girdiğinde o serinliği duyarsın ya, uzun zamandır ilk defa o serinliği hissettim, nasıl hoşuma gitti...
yaşasın bahar ....

1 Mart 2010 Pazartesi

evdeysen eğer pazar...


kahvaltı, krep, nutella, kahve.
bulaşık, mutfak, tabak, çanak, ıvır zıvır...
yatak, nevresim, temiz, ohhh miss...
bir minik banyosu, bitmek bilmeyen su keyfi, köpük, şampuan..
çamaşır, topla, yıka, bi daha yıka, ütüle, ütüle, ütüle....
çorba, domates, kızarmış ekmek, kaşar peyniri...
bulaşık, mutfak, tabak, çanak, ıvır zıvır...
futbol, futbol, futbol...
çadır, evcilik, çanta, okul...
filtre kahve, browni, abur cubur..
uyumayan bir minik, renkli kalemler, oyun hamurları...
futbol, futbol, futbol...
bir kaç ufak değişiklik, mutfak, gülümseme, mutluluk..
akşam yemeği, dana rosto, pilav, salata...
bulaşık, mutfak, tabak, çanak, ıvır zıvır...
hala uyumayan bir minik, makarnalar, boş kutular....
futbol, futbol, futbol...
müzik, dans, şarkı, bitmek bilmeyen enerji...
kahve kahve biraz daha kahve
pijama, uyku tulumu, yatak, ağlayan bir minik...
anne bitik...
saat 22,30
nihayet sessizlik...
















26 Şubat 2010 Cuma

hafta biter, iş biter...

cuma akşamüzeri,
hafta bitti, işler pazartesi devam etmek üzere bitirildi.
kahve kokusu eşliğinde hafta sonunun planları yapılmaya başlandı,
kurabiye tadında bir hafta sonu olsun...