19 Mart 2010 Cuma

içinde

Mutfağın içinde kavonuzun
Kavonozun içinde çikolataların
Çikolataların içinde kahvenin
Kahvenin içinde kafeinin
olmasını çooooook seviyorum
ama en çok hafta sonunu seviyorum...

18 Mart 2010 Perşembe

imha edecek


Bugün öğle yemeğimi deli kantinde yedim. Değişik bir yer yapmışlar, tam öğrenci tarzı.

Havayı biraz güneşli görünce değişik bir yere gitmek istedi canım, uzun süredir geçerken görüyor ve merak ediyordum.

Altıparmak caddesini gören küçük bir masaya oturdum, güneş yüzüme vurdu, ben yoldan geçenleri izledim ve az sonra kalkıp derse gidecekmişim gibi hissetim.

Ahh bir iyi geldi, kendimi üniversite zamanlarında hissetmek. Üniversitede en sevdiğim mevsimlerdi bunlar.

Mutlaka şehir merkezinde buluşur, grup halinde giderdik kampüse. Bu mevsimler başladı mı dersler pek umurumuzda olmazdı, devam zorunluluğu olmayınca ve ders notlarını alabileceğin birilerini bulduğun zaman tamamdı her şey. Yeşilliklere serilir bütün gün muhabbet edebilirdik, kantinden aldığımız plastik bardaktaki kahve bile ne güzeldi.
Arada bir açıp bakıyorum eski fotoğraflara, gözlerimizdeki ışık bile farklıymış sanki..

Ofiste oda arkadaşım tam o zamanlara ait şarkıları dinletiyor bize bugüne özel, sanki biliyor oyunumu, sanki biliyor bugün ben üniversite öğrencisiyim ve şu anda kampüsteyim.

Saat altıya doğru bütün bu düşünceler imha edecek kendini ne de olsa evde üniversite öğrencisi olmadığımı hatırlatacak birileri var :)

16 Mart 2010 Salı

pazartesiyi yuttum...

Bir cuma akşamı klasiği haline geldi artık Mudanya ve balık, önceden balık yemiyor diye üzüldüğüm ve türlü karışımlarla daha da iğrenç hale getirdiğim balık şimdi Dilâ'nın en sevdiği yemeklerden biri haline geldi.
tombik parmakları salata kasesinin içinden çıkmıyor, mudanyanın nefis zeytinyağı ile yapılmış salataya ekmeğini bandıra bandıra yemek, hamsilerin küçücük kılçıklarını çıkartıp yemeye bayılıyor e doğal olarak bende..
cumartesi günü hava çok güzel olunca anne-kız şehir merkezi yürüyüş turu yaptık, o kadar hoşumuza gitti ki, unutmuş Dilâ sokaklarda dolaşmayı, hep kapalı havalarda avmlerde gezmekten olsa gerek o gün çok mutlu oldu ve sürekli "anne geziyoruz dimi" diye sordu durdu..
gezdik, yedik, içtik, eskiden zor gelen şeyler büyüdükçe daha bir eğlenceli olmaya başladı..
birlikte çikolata yedik, kestane yedik, cheesecake yedik, yürüdük yürüdük yürüdük...
ufak çaplı bir müze ziyareti bile yaptık, çok vaktimiz yoktu hızlıca gezdik, gezilebilir olduğunu görmüş olduk en azından..
kitap alışverişi yaptık birazda, zeynepiçin... küçücük bile olsa katkımız olsun istedik, biraz renk olsun diye hediye paketi bile yaptık, eğer sizinde katkınız olsun isterseniz bize ulaşabilirsiniz...

bu güzel annelerle pazar sabahı güzel bir kahvaltı yaptık, bol çocuklu, çok koşuşturmacalı, çok keyifli ve lezzetli bir sabahtı...
ilk çarpışan araba deneyimimizi yaşadık, nasıl eğlendiler birlikte, onları böyle görmek nasıl iyi geliyor bana...
ee böyle bir hafta sonunun arkasından beklenen oldu ve acayip yoğun bir hafta başladı, ama ben hiç yaşanmamış varsayıyorum pazartesiyi unuttum bile...
yine hafta sonu olsun..
hep hafta sonu olsun...

12 Mart 2010 Cuma

canım anneme...

Derler ya insan anne olmadan önce anlamaz annesi diye
Ben bu cümlenin ne anlama geldiğini bile anne olduktan sonra anladım…
Ben dünyaya geldiğimde annem 23 yaşındaymış yani ben 8 yaşındayken annem benim şu anda olduğum yaştaymış,
ben nasıl iniş-çıkışlar yaşıyorsam,
nasıl bazen günlerce yataktan çıkmak istemiyorsam,
nasıl bazen deli bir kız olmak istiyorsam,
nasıl bazı günler çılgın gibi dans etmek istiyorsam,
nasıl bazı günler sadece makarna yemek ve yedirmek istiyorsam,
nasıl bazı günler sadece pijamayla dolaşmak istiyorsam,
nasıl bazı günler tek derdim yalnız birkaç saat geçirmek oluyorsa,
nasıl bazı günler saatlerce elimde koca bir cips paketiyle televizyon izlemek istiyorsam,
nasıl bazı günler sessizce bir saat kitap okumak istiyorsam,
nasıl bazı günler cırcırcır bütün gün konuşuyorsam,
nasıl bazı günler sinirli-gergin-aksi oluyorsam…
annemde o yıllarda böyle hissediyordu, böyle günler geçiriyordu
ama o bizim annemizdi, bir sıfat sahibiydi bazen bunları çok yapmak istese bile kardeşim ve benim için bir sürü şeyi yapmadı çünkü o bir balık kadınıydı…
evin içinde bir balık burcuyla yaşamak bazen çok zor, ergenlik döneminde çekilmez hatta ama bugünlerde bunun ne kadar güzel bulunmaz bir şey olduğunu yeni yeni anladığım dönemdeyim.
Bizim için yaptığı bir sürü şeyin çok daha fazlasını bu günlerde Dilâ için yapıyor, şimdi tek derdi ben sizinle yeterince ilgilenemedim, yaş farkınız çok az, sizinle o günlerin telaşında yeterince oyun oynayamadım, yeterince sevemedim. Anlasa ben 2 yılın nasıl geçtiğini anlamadığım kızım için aynı eksiklik duygusunu yaşıyorum belki içi biraz daha rahat eder.
Bazen bu kadar fedakar olması kızdırıyor beni, biraz da kendisi için bir şeyler yapmasını istiyorum, sürekli birilerini düşünerek yaşamanın ne kadar yorucu olduğunu tahmin ediyorum ama bu onun için imkansız, böyle kodlanmış genlerine…
Ben hiçbir zaman onun gibi bir anne olamayacağım, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım ama biliyorum ki onun gibi bir anne olamayacağım, benim genlerime de aynı kodların yazılması gerekmez miydi, zincir bir yerde bozuluyor demekki..
Çook seviyorum, en huzurlu yerin onun kolları olduğunu biliyorum, bazen sadece orada o kolların arasında olmak istiyorum..
Bugün doğum günü “55” yaşı..
Canım anneciğim, hep mutlu, sağlıklı, hep birlikte sevgiyle nice yıllara….

9 Mart 2010 Salı

Bütün suç havanın mı bence evet…
Bugün öğle yemeğine sırf havaya inat biraz daha uzak bir yere gittim, dışarıya çıktığımda şok oldum acayip yağmur yağıyordu
İnatçıyım ya bugün yürümeye karar verdim dönüş yolunu da
Nasıl olsa bahar havası ve bu da bahar yağmuru dedim kendime
Ayağımda süet ayakkabılarım, üzerimde incecik bir mont ve şiddetli yağmur
Sonuç ben hala kurumadım
Bi de sürekli bir şeyler yiyiyorum, öğle yemeği üzerine gelince birkaç bisküvi ve kahve sırf ısınmak için
Yetmedi arkasından çay yanında yine bisküvi
Bir saat önce bir fincan çorba
Biraz önce bir kahve daha ve yanında yeni favorim, her gün en az iki tane yediğim browni intense, müthiş bişey, yazarken bile ağzım sulanıyor, birkaç tane daha olsa hayır demem..
Ve şu anda acaba akşama ne yesek diye düşünüyorum çünkü gerçekten hala açım
Bu durumu sadece havalara bağlamak istiyorum
Başka şey düşünmek istemiyorum
İstemiyorum
İstemiyorum
İstemiyorum......