5 Nisan 2010 Pazartesi

nisanın ilk pazarı

biz bu hafta sonunda tatlı şeyler yaptık
bu tatlı şeyleri yaparken gece yarısısını çoktan geçmişse saat
birinin ne kadar büyük diğerinin ne kadar küçük olduğunu bile görmeden
dizmişsen tabağa ve koymuşsan dolaba
sabah olduğunda farketsende
şekil değişikliği yapmak için artık ne kadar geç olduğunu anlayıp
hııımmmm nefis olmuşlar diyebildik..
güzel bir yer bulduk, hem çam-hem deniz bir arada
ikisinin bir arada ne mükemmel olduğunu gördük
hemen ortamı uydurduk kendimize
bütün arabayı mekana taşıdık
bulmuşken böyle güzel hava resim yaptık hep birlikte

bugüne kadar yaptığımız en güzel resmin bu iki şeker olduğuna karar verdik.

uzun yürüyüşler yaptık temiz havada


burada yaşayan insanların ne kadar şanslı olduklarını düşündük bütün bir gün

her cuma akşamı ve pazartesi sabahı gidip gelmeyi düşündük

paraları birleştirdik
pazarlık yaptık
hayaller kurduk.


bu iki minikle burada yaşamanın ne kadar güzel birşey olacağını düşündük.
iki çocuğun bir arada ne kadar mutlu olduğunu bir kez daha anladık.
ne zaman yorulacaklar diye bekledik.
ve bıkmadan usanmadan yine
keşke hep hafta sonu olsa dedik yeni haftaya başlarken
mutlu haftalar...

2 Nisan 2010 Cuma

ampul


kafam bu ampuller kadar karışıkken, sakin bir hafta sonu diliyorum..
deniz istiyorum
mavi istiyorum
biraz da güneş fena olmaz diyorum
herkese en huzurlu olduğu insanlarla geçireceği bir hafta sonu diliyorum...

1 Nisan 2010 Perşembe

pembe nisan

Sabah beyaz t-shirtümün üzerine, pudra rengi fularımı doladım rüzgarda uçuşsun diye..
Pembe gözlüklerimi çıkardım bütün bir kış durdukları çekmeceden, onları taktığımda dünya gerçekten tozpembe oluyor ve bende Aysel Gürel :)
Simit almak için pastaneye uğradım ama cüzdanımı bütün aramalara rağmen bulamayınca akşam kullandığım çantamda unuttuğumu fark ettim. Sürekli gittiğim yer olsa hiç problem olmayacaktı ama buraya ilk defa geliyordum. Yine de adam bu yabancı ve pembe gözlüklü kadına gevrek bir simit hediye etti.
Kuzenimin bir oğlu oldu, uzakta oldukları için telefonda tebrik ederken arkadan sesini duydum minik bebişin, minik bir bebeğin nasıl ağladığını unutmuşum çoktan, hemen bir bebek daha katmalı aileye bırakmalı işi gücü bu karmaşayı diye düşünürken buldum kendimi, huzur verdi o ses bana tabi ki çok kısa sürdü bu düşüncem.
Ofiste durumlar berbatken, her şey karman-çorman, işler yığılı ben altında boğulmuşken bunları yazıyorum hiç birini umursamadan.
Sadece 1 Nisan diye

30 Mart 2010 Salı

otuzmart





Bir yerde bitmesi gerekir Mart'ın.
Kısa şubatın arkasından geldiği için mi
31 gün olduğu için mi
bu kadar soğuk olduğu için mi
bir sürü iş yüklediği için mi
beni fena halde çarptığı için mi
iş hayatımda hep olumsuzlukları getirdiği için mi
sağlık problemleriyle uğraştırdığı için mi
sevmem için bir neden bulamadığım için mi
sevemiyorum....

22 Mart 2010 Pazartesi

en yakında


güneş gösterince yüzünü
en yükseğe çıkmalı dedik
ona en yakın olacağımız yere
orada karşılamalı güneşi, baharı
kapatmalı kışı...