25 Aralık 2009 Cuma

kalabalık bir davetteyiz, hepimiz şık ..
ama bizim bir farkımız var biz iki koca göbek hatunuz, burada karşılaşmışız ve ikimizde son günlerimizi yaşamanın sıkıntılarını paylaşırcasına karşıdan birbirimize göz kırpıyoruz...
yaklaşmış olan doğum ikimizi de strese sokmuş belli sürekli saatimizi kontrol ediyoruz, belki bişeylerin habercisi ama henüz farkında değiliz.
ilerleyen saatlerde kısa bir sohbet yapıyoruz, doğacak bebişlerin cinsiyetinden, doğumun tarihi falan filan, yani iki hamile bayan karşılaştığında ne konuşursa onlar, farklı birşey yok..
arada dans ediyoruz, ikimizinde elinde birer kadeh, uzaktan bakıyorum bazen içiyor mu acaba diye.
müzik yüksek, içerisi kalabalık, birden kalabalığın arasında bir telaş farkediyorum ve hemen anlıyorum telaşın nedenini, doğum başlamış...
hemen yanına gidiyorum, heyecanlı görünüyor, benim ilk doğumum diyor, suyum geldi, ne yaparım bilmiyorum lütfen benimle gel, o güne kadar hiç görmediğim bir kadın ama onu kırmak hele bu durumda üzmek hiç istemiyorum.
hangi hastaneye gideceksiniz diye soruyorum, söylediği hastane benim doğum yapacağım hastaneye uzak aslında, kafamda bir sürü soru, ama istemiyorum üzülsün tamam diyorum hadi gidelim..
yol nasıl geçiyor bilmiyorum, doğumhanedeyiz ve sancı çekiyorum...
ona bakıyorum onun doğum daha hızlı ilerlemiş, peki ben bu duruma nasıl ne zaman geldim
çok şişman görünüyor gözüme çıplak haliyle ve o koca göbeğiyle
bende mi böyle görünüyorum acaba dışarıdan bakınca diyorum bir köşede beklerken..
bir sürü hemşire var içeride ama ben kendi halimde bekliyorum, kalp atışlarını dinlemeniz lazım bebeğimin diyorum, doğum başladı, henüz gerek yok diyorlar ve diğer doğumla ilgilenmeye başlıyorlar.
sancılar sıklaşıyor, kasılıyorum ve şiddetli ağrıları hissediyorum, tanıdığım hiç kimse yok..
doktorumu buraya çağırmışlar yoldaymış geliyor diyorlar,
neden başka kimse yok bilmiyorum, sadece ona bakıyorum, nasıl acı çektiğine ve ne kadar sabırlı olduğuna...
doktorum giriyor içeriye o sırada hızla ve onu gördüğüm için o kadar mutluyum ki,
o sırada beni bu kadar rahatlacak başka birisi olamazdı herhalde..
neden makinaya bağlı olmadığımı soruyor, anlatıyorum herşeyi en başından, hemşirelere talimatları veriyor ve birilerinin benimle ilgilenmesini sağlıyor
lütfen diyorum epidural yapalım, sancılar çok şiddetlendi, ama henüz hazır olmadığımı söylüyor, biraz daha sabretmemi...
ona bakıyorum yine, ıkınıyor, koca göbeğini görüyorum yattığım yerden, az kaldığını anlıyorum daha önceki tecrübemden..
ıkın diyorlar hep birlikte ve hemşirenin elini sıktığını görüyorum, ben şanslıydım kocam yanımdaydı hep onun elini tutmuştum diye düşünüyorum.
yine bir ıkın sesi ve kesik bir çığlık
bitecek biliyorum az sonra kurtulacak bu acıdan ve gülümsemeye başlayacak
acaba benim ne kadar zamanım var daha, ona konsantre olduğumda unutuyorum bazen kendi acımı, ama o kasılmalar zorluyor çoğu zaman beni...
tamam ıkınma artık diyen ses çınlıyor kulaklarımda
ve bir ağlama sesi...

yüksek sesle "ohhh be" diyorum

çünkü uyanıyorum...



insan rüyada bu kadar gerçek acı çekebilir mi, bu sancılar rüyada bile bu kadar şiddetli olabilir mi ve insan saatler süren sancıları acıları unutup nasıl tekrar aynı şeye cesaret edebilir ve uykudan uyandığına bu kadar sevinir mi bilmiyorumm...

4 yorum:

Burcu dedi ki...

son cümleye kadar gerçekmiş gibi okudum, bir an ne zor biri durum dedim neyse ki rüyaymış, 15 gün kadar önce bir bebeğin doğum fotograflarını çekmek için 11 saat hastane de kaldığım için tüm süreci baştan yaşadım walla :))

sinem dedi ki...

bence de neyse ki rüyaymış;
senin yaptığın kısım en eğlenceli kısmı işin, başrol oyuncusu olmak çook zor :))

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Hay allah bende; allah tamamına erdirsin, diye yorum yaparım diyorum.:))

sinem dedi ki...

rüya o kadar gerçekti ki, anlatırken o gerçekliği kaybettiğini düşünmüştüm oysa, kaybetmemiş olmasına sevindim :))