20 Ekim 2009 Salı
13 Ekim 2009 Salı
yeşil pedal
ve o birkaç saatlik sakin zamanlar başlayınca ne yapacağımızı şaşırıyoruz, çay içelim, sessiz bir yer bulalım, dondurma yiyelim, bak havada çok güzel deniz manzaralı bir magnum süper olur, ben biraz gazete okumak istiyorum, bir türk kahvesi de içelim, şşşttt sessiz olll.....
12 Ekim 2009 Pazartesi
hazırım..
8 Ekim 2009 Perşembe
sınırlar
Sınırlarım var, çizgilerim var, belirli noktalarım var benim. Ben söylerim durman gerektiğini ya da en azından mesaj veririm ki anlayasın, ama yok anlamıyorsan hala sınır ihlali yapmaya devam ediyorsan o zaman tehlike çanları çalmaya başlar.
Sevmiyorum vıcık vıcık ilişkileri, herkesle gereksiz yere samimi olmayı, bir kardeşim vardır yapış yapış olduğum bir de birkaç arkadaşım, onun dışında ciddiyimdir genelde, hatta dışarıdan bakıldığında soğuk olduğum bile söylenir, içerisi başka bir cennet :PP
yine de çizgiyi geçmemek, düzeni bozmamak gerek :)
6 Ekim 2009 Salı
hafta sonu mu evet evet süperdi...
çok sohbetli, çok çocuklu, çok kahkahalı, çok yemeli içmeli, keyifli bir doğum günüydü..
doğum günü çocukları ikiz olunca, hemde biri kız biri erkek olunca daha bir güzeldi herşey sanki.

farkında olarak geçirdiği ilk doğum günü partisi olunca, ilk başlarda biraz gergin, huysuz, ne yapacağını bilmez bir haldeydi bizim bızdık, ama sonra alıştı ortama ve tadını çıkardı doya doya. Doğum günü partisi bitmiş ama gün henüz bitmemişti.
hava güzeldi, değerlendirmek gerekti..
ekim ayında belki de görebileceğimiz en güzel hava vardı, bir ara yağmur yağıyor, hemen arkasından güneş gülümsüyordu..
neredeyse denizin üzerinde yedik yemeklerimizi, ama tabi sonra Dila'yı tutmak mümkün olmadı, taş atalım denize diye tutturdu ve sahile indik..
taş attık denize, taşın suya çarptığı andaki sesini keşfettik, kahkalarla güldük, hep daha büyük taşlar attık ki ses daha kalın olsun, minik ellere sığabilecek en büyük taşları seçtik, fırlatabildiğimiz mesafe çoğu zaman kafamızın arkası bile olsa çook eğlendik, ohh be deniz iyi ki varsın iyi ki bize bu kadar yakınsın dedik...
kuşlar vardı sonra, güvercinler, bir sürü güvercin ve onların arasında elleriyle onlara yem atan, "hadi yiyin" diye talimatlar veren, son kalan yemleri uzun bir süre avcundan bırakmayan, bırakmak istemeyen, onların yanından hiç ayrılmak istemeyen bir Dila vardı..
