18 Eylül 2009 Cuma

şeker gibi bayram

Eskiden çok anlamlıydı, heyecanlıydı, beklenirdi.
Sonra büyüdük, artık bayramlar genelde dinlenmek için fırsat kollamak oldu, hele tatil biraz uzunsa ohhh keyfe gel..
Şimdi yine anlamlı, çünkü bayramdan pek anlamasa da bizi tekrar eski bayram havasına sokan cadı için bayram telaşeleri başlıyor.
Yeni kıyafetler, çamaşırlar, çoraplar...
'illa bayramda mı olmak zorunda bu kadar kalabalığa ne gerek var' dediğim kalabalığın içindeyiz ve bundan mutluyuz..
Daha çok ziyaret noktaları belirlendi, çünkü özlemler birikti.
tatil yok ama çok şekerli bir bayram bizi bekliyor :)

10 Eylül 2009 Perşembe

bakış


bir bakışa aşık olurum bazen

günlerce gitmez aklımdan

bir çocuk olabilir, bir dede olabilir, bir anne olabilir

bazen de bir köpek olur...

hep gözlerine bakarım köpeklerin, çok şey anlatır ve her gördüğümde o bakışları lütfen derim, lütfen bir gün benimde senin gibi bir arkadaşım olsun....

ralph'e öldüm, bittim...

açıp açıp bakıyorum ve ne şanslısın fernando diyorum her seferinde...

çatlıyorum kıskançlıktan ama çaktırmıyorum

7 Eylül 2009 Pazartesi

bızdığım

pazartesi bu kadar sıkıcı olunca, bir an önce vaktin geçmesini bekleyince, okunacak herşey okunmuşken ve saat henüz 16:00 bile olmamışken, fotoğraflarımın arasında buldum kendimi.

daha iyi hissettiren tabikii yanında olmak ama, uzaktayken en iyi hissettiren fotoğrafların arasında dolaşmak ve hayaller kurmak...

bızdığımsın sen benim, inatçı, sevgi böcüğü, şimdilik anneci, dede delisi, çuku çuku diye bütün günü geçirebilen (çikolata), herşeyi dilinin döndüğünce söylemeye çalışan, acilarrr diye diye deli gibi dans eden (Ajda Pekkan-Resim), uyurken ve uyandığın gibi oku (kitap) isteyen, bıcı bıcıya bayılan ve hep suyun altında olmak isteyen....

uzar gider bu liste, her geçen gün sıfatlarına yenilerini ekleyip, beni şaşırtmaya devam eden kara kıvırcığımsın....

yollar..

hep çağırır mı uzun yollar ??
bir yol önümde, ucu görünmüyor, karanlık mı acaba sonu..
çizgileri silinmiş mi, izler yok olmuş mu ??
silinmiş olsa da yerleri belli, tamamen yok olmamışlar, olamazlar, bir kere çizilmişlerdir çünkü...
gidesim var çoğu zaman, ben kullanmalıyım arabayı, teo eşlik etmeli fonda bana.
yanımda biri var mı yok mu önemli değil, çünkü konuşmuyoruz, sadece kulaklarımız ve gözlerimiz eşlik ediyor bize.

bu kadar mı dağınık yazılır bir yazı
bu kadar mı dağıtılır bir konu
ee ama yollar uzun, gidecek yol yoksa ve hep biryerlere gitmek isteniyorsa, oradan girilir, buradan çıkılır, bol virgüllü ama noktanın bir türlü gelmediği saçma sapan bir yazı olabilir bu.
sonuç mu; gitmek istiyorum
özellikle sonbaharın yaşandığı bu günlerde, böyle uzun bir yolda, bomboş bir kafayla gitmek istiyorum...

pazar ertesi...


ne garip bir günsün sen pazar ertesi...
bi türlü ısınmadı kanım sana, sevemedim kusura bakma.
sabah erken uyanmak, hafta içi ekranıyla kahvaltı yapmak, biraz yayılmak, sonra hafta başı olduğunu bildiğimden biraz işlere yumulmak istiyorum..
ama sen buna müsaade etmiyorsun, hep bi gerginlik, hep bir bahane var ikimiz ve barışamayan bünyelerimiz için.
sebep sen misin yoksa ben mi bilmiyorum ama artık seninle barışmak istiyorum.